''bu türbe, yüce şeyh ve büyük alim olan allah'ın emirlerine bağlı, faziletli, çok ibadet eden, her şeyi inceleyen, gariplerin hükümdarı, dervişlerin efendisi, doğunun ve batının kutbu olan fakih ahmet'indir. allah onun yattığı yeri nurlandırsın.''
böyle yazıyordu ahmet fakih külliye'sinin girişinde. geçmişini bilirim. yüklü â'maller eylemiştir, rahmetli...
küçükkene validem işlerini yetiştiremediğinden kelli, şahsıma tıfıl yaşta yazmayı öğretedurdu. az vakidde muvaffakiyet ile yazımı fevkeylemişim. işte böyle bir çocukluktan kalma pürheves ile edip olacağım derken ahan da bu külliyede buldum kendimi. ilim her yerde ilimdir, dedim. külliyemize ve dervişlerimize dört kolla sarıldım. fekat bir şeyler yolunda gitmiyordu. tez vakide kalmadan derviş reşid efendi ile papaz olduk. büyüklerine karşı pek bir saygılı ve ar sahibi olan ben, sanki kendimi kaybetmiştim.
